Blog

Terbiye Tâlî Tahsilde Vahdet -5- Ayrılıklarımız nereden geliyor? Sultânî tedrîsâtı hakkında yazdığımız makalelerin dördüncüsünde tâlî tahsilde vahdet meselesi mevzû‘-i bahs etmiştim. Fakat o makale nihayet bir mukaddime mâhiyetinde idi. Burada ise doğrudan doğruya o mevzûya dâhil oluyorum. Malumdur ki ayrılıkları def ü ref‘ edebilmek birleşilen noktaları bulmakla, birleşmekte; o ayrılıkların…

Kudretullah Birinci inkılâb-ı Osmânî’nin eyyâm-ı pîşîninde “Tahayyür” ser-nâmesiyle o sırada intişâr etmekte olan “Şark” gazetesine yazdığımız bir makalede îrâd eylemiş olduğumuz fıkra-i tarihiyyeyi şuraya naklediyoruz. Cenâb-ı Risalet-me’âb-ı A‘zam sallallâhu  Te‘âlâ ‘aleyhi ve sellem efendimizin âlem-i bâlâyı teşriflerini müteâkip pîrâye-bahş-ı serîr-i hilâfet olan Hazret-i Sıddîk-ı Ekber’in peder-i muhteremleri Ebû Kuhâfe radıyallâhu…

Yazı Dili Konuşma dili kendiliğinden husûle geldiği halde yazı dili her lisanda behemehâl bir îcâda tevakkuf etmiştir. Evvelkisi hiç hissedilmeden öğrenildiği halde ikincisi bir ilim gibi tahsîle mütevakkıftır. Yazı dilinin bu ehemmiyeti dolayısıyladır ki eski Firenk milletleri yazının menşe’ini ilâhî bir ilhâma atfetmişlerdir. ‘İbrânîler, eski Mısırlılar, eski Yunânîler hep bu…

Tâlî Tahsilde Vahdet -4- [Felsefe Tedrisâtı makale serisinin devamı] Asrın ulemâsı, hukemâsı ve din, ahlâk ve hukuk gibi şu‘ûbât-ı içtimâ‘iyye mütehassısları –diyebilirim ki bilâ istisnâ– insanlar arasında mevcut nifak ve iftirâkın esbâbını arayıyor ve bu mühim mesele-i hayatiyyeyi diğer bütün mesâ’ile pek haklı olarak takdîm ediyorlar. Nitekim tarih-i medeniyet bu…

İskolastik[1] Mecmû‘a-i Ebü’z-Ziyâ’nın 149 numaralı nüshasında “iskolastik” ünvanlı bir makale hayretimi celbetti de, o makale hakkında bir iki söz söylemekten kendimi alamadım. Makalenin tarz-ı ifadesi bir musâhabe, hey’et-i mecmû‘ası medâris-i İslâmiyye’de tedrîs olunan ulûmun bir hiçten başka birşey olmadığına iman, gâye-i hakîkiyyesi de bunların ortadan kaldırılmasının vücûbuna istidlâldir. Makale sahibinin…

Mütâla‘a-i Mahsûsa Islâh-ı Tedris Hakkında Medârisimizin bugünkü hâl-i esef-engîz-i harâbîsine şöyle bir atf-ı nigâh eden erbâb-ı hamiyyet ve vicdan, ashâb-ı fazîlet ve îmânın sirişk-efşân-ı teessür olmaması kâbil midir? Hele şu son senelerde tâ kalbgâhına saplanılan nâhun-i istibdad, zaten vâdî-i hasar ve muhâtaraya yuvarlanıp gitmekte olan o dârü’l-fezâ’ ile ne kadar…

Medâris-i İlmiyye Bugün şüphe ve tereddüt götürür mevâddan değildir ki, hayat-ı milliyye ancak ilm ü hünerle kâimdir. Bu ilm ü hüner ise dînî, millî, medenî gibi taksîmât-ı asliyyeye inkisâm eder. Garb akvâm-ı mütemeddinesi nazarında malûmât-ı dîniyye denilince sırf akâid ve felsefe-i diyânet vârid-i hatır olur. Bizde şerîat-ı garrâ-yı İslâmiyyede malûmât-ı…

Ulûm-i İslâmiyye -3- (Mâ ba’d) Buraya kadar serdettiğimiz mebâhis ʿulûm-i İslâmiyye’nin me’haz ve maksadı hakkında bir fikr-i mücmel hâsıl edebilmek için bast edilmiş idi, şimdi maksada şurûʿ edelim. Me’hazı kitâb-ı kâinât ile kitâb-ı hitâb olan ʿulûm-i İslâmiyye’nin şuʿubât-ı şettâsı bir maksatta, saâdet-i insâniyye maksadında iştirâk eder ki, dîn-i hakkın gâyet-i…

Bekâ Din ile Kâimdir İlme’l-yakîn bilinmelidir ki, kâinatta bekâ-yı vücûdumuz, ancak din ile kâ’imdir. Bir din ki, saâdet-i beşeriyyeyi –fevka’l-ʿukûl– te’mîn etmiştir. ‘Ulüvv-i şânını anlamak isteyenler târîh-i İslâm’a mürâca‘at edebilirler. Yahut –ulûm-i şettâda mütebahhir, hasîsa-i insaf ve nasafet ile mütenevvir iseler– Hazret-i Kur’ân-ı Hakîm’in ahkâm-ı hidâyet-nisârından keşf-i hakîkiyyet ederler. Erbâb-ı…

‘Umdetü’l-Îkân Dünya mükerrem âdeme nişîmengâh olduğu gün pişgâh-ı Hüdâ’da nâm-ı beşeriyyete secde edilerken tavk-i kudret tebcil olunmuştu. Vakit vakit peygamberân-ı ‘izâm ve rusül-i kirâm ba‘s olarak mu‘âşeret-i hayâtiyye rahle-i ümmette okunmaya ve âlem-i imkânın da esrâr-ı u‘cûbesi birer birer ihtiyâcât-ı beşeriyyeye sokulup işe yaramaya başladığı zaman, insanlar kavânîn-i tabî‘iyyeden ders…

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ (İbrâhim/19) Allah ‘Azîmü’ş-şân Te‘âlâ ve Tekaddes Hazretleri bu âyet-i celîleden sonra vereceği hükmü bu âyete binâ etmiş olduğu için bir kere bu esası îzâh etmek lazımdır. Kuvve-i bâsıra-i insâniyyenin ve dolayısıyla bütün hissiyyât-ı beşeriyyenin mâddeten ve ma‘nen te‘alluk…

Oruç İbâdetinin Rûhu ve Manâsı Oruç, mü’minlere Allah Teâlâ’nın Rezzâk-ı Kerîm olduğunu, kulların Allah Teâlâ’ya muhtaç olduğunu ve ihtiyaçlarının yalnız onun tarafından giderileceğini öğreten bir eğitim mektebidir. İnsan dâima ihsanların ve nimetlerin içerisinde yaşarsa Allah’ın rezzak ve ihsan edici olduğunu unutabilir. Allah Teâlâ Hazretleri bu unutkanlıklardan insanı kurtarmak için orucu…

Son Lâ-İlmî Felsefe Cereyanları ve Türkler İbsen [1828-1906], “Peer Gynt” adlı sembolik tiyatro parçasında, vusta-yı hayatı kabul etmeyen bir tip yaşatmak istiyor; öyle bir tip ki, tasavvur ettiği gayeye ermek için çeşit çeşit karışık yollardan gidiyor: Gâh yalancı, gâh peygamber, gâh müteşebbis, gâh mütaharrî oluyor, ve nihayet görüyor ki, bütün…

Miraç Hadisi ve Fethu’l-Bârî’de İlgili Yerin Şerhindeki Bazı Nükteler Bu metin, Sahîh-i Buhârî’de yer alan Mi‘rac hadisine, Fethu’l-Bârî’de zikredilen şerhin bir bölümünden ibarettir. Söz konusu şerh, Allah Resûlü’nün -sallallahu aleyhi ve sellem- Burak üzerinde semâlara yükselişi esnasında bazı peygamberlerle karşılaşmasını konu edinmektedir. İbn Hacer Hazretleri, bu bağlamda, adı geçen peygamberlerin…

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖٓى اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ   (Bakara/185) Bu âyet-i celîlede şehr-i Ramazan ile nüzûl-i Kur’ân ve farziyyet-i sıyam gib üç mesele-i mühimme beyan buyurulmuştur. Zâhirde bu meseleler yekdiğerine o kadar hâ’iz-i nisbet değil gibi…

  Rûhiyyât İlmin, mebde’ veya ‘umdeleri itibariyle kısmeti Bugünkü mektepli münevverlerimizin bir kısmında bir vakitlerin “kara kitap”ta nice akar suların durması lazım geldiğine kâni olan zihniyeti yerine, ne dense “ilim” nakaratı kâim olmaya başlamıştır. Bunlara göre ilim mevzû‘una dahil olmuş bütün hâdisat her türlü şek ve şüpheden âzâde ve her…

MANTIK TARİHİ YAZIMININ İMKAN VE SINIRLARINA DAİR BİRKAÇ NOT Müellif: Abdurrahman Beşikci Tarih: 12 Rebiülahir 1446 (15 Ekim 2024) Yayım Yeri: Bir İlim Merkezi Olarak İstanbul II: Fetih’ten Tanzimat’a Osmanlı’da Dini Düşünce, Ensar Yayınları, 2025. Osmanlı ulemasının gösterdiği ilgiye binaen mantık, Osmanlı konulu çalışmalarda muhakkak surette dikkate alınmalıdır. Zira bir Osmanlı aliminin zihin…

Ulûm-i İslâmiyye -2- Üçüncü nüshasından mâ-ba’d اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فٖٓي اَنْفُسِهِمْ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىؕ وَاِنَّ كَثٖيراً مِنَ النَّاسِ بِلِقَٓائِ۬ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ (Rûm/8) Akl-ı beşer marifetullah için evvel emirde kitâb-ı kâinâtın sütûr-i hikmet-meşhûnuna atf-ı nazar-ı ibtisar edince gerçi isbât-ı vâcibü’l-vücûda rehyâb-ı muvaffakiyyet olur. Fakat…

Din Tabii, Din Umumi -2- Enbiyânın Teblîğ Eylediği Din-i İlâhînin Erkân-ı Mühimmesi Enbiyâ-yı kirâm hazerâtının vahy-i ilâhî olarak tebliğ eyledikleri “din-i ilâhî” esas itibariyle itikat, aʿmâl, ahlaktan ibaret üç rüknü ihtiva etmektedir. İtikat kısmını şu esaslar teşkil eder: 1)  Bütün kâinatın hâlık ve nâzımı olan bir vâcibü’l-vücûda ve o vâcibü’l-vücûdun…

Terbiye Felsefe Tedrîsâtı -3- Tecrübî felsefenin bize öğrettiği en büyük hakikatlerden biri de insanların en evvel muhitlerinde tesadüf ettikleri eşyayı tanımaya başladıkları ve yavaş yavaş tetâbük-i fi‘lî tekûmül ettikçe müşahhas olanlardan sonra mücerret olanları da idrake muktedir olabildikleri esasıdır. Pek küçük bir yaşta iken annesini, babasını tanıyıp bilen bir yavru,…